, 63 kişi de yaralandı. AİHM'e taşınan davada, Türkiye mahkum edilirken, aradan geçen 16 yıla rağmen acılarının dinmediğini belirten katliamın tanıkları, 'Kürt sorununun çözümü ancak acılarımızı dindirebilir' dedi.
Kars'ın Digor İlçesi sakinleri, 16 yıl önce bir katliama tanıklık etti. Gıda ambargosu, gözaltı, ev baskını hatta asker korkusundan ekinlerine dahi bakamayan binlerce kişi, 15 Ağustos 1993 tarihinde köylerden Digor ilçe merkezine 4 koldan yürüyüşe geçti. İki yürüyüş kolu jandarmanın 'ikna' etmesi sonucu geri döndü. Iğdır tarafından araçlarla gelen yaklaşık 3 bini aşkın kişi ise, ilçe girişinde polisler tarafından durdurularak, araçlardan indirildi. Sessiz bir şekilde yürüyüşe geçen yaşlı, genç, çocuk binlerce kişinin tek amacı, acılarına, korkularına duyarlılık yaratmaktı.
Yaylım ateşi başladı
Bir kaç dakikalık yürüyüşün ardından kayalıkların arkasına mevzilenmiş özel harekat timleri tarafından ağır silahlarla kitlenin üzerine ateş açıldı. Ortalık bir anda savaş alanına döndü. Ve saldırının sonucunda resmi rakamlara göre, 17 kişi yaşamını yitirmiş, 63 kişi de yaralanmıştı. 8 yaşındaki Gülcan Çağdavul, Selvi Çağdavul (14), Yeter Kerenciler (13), Necla Geçener (14), Zarife Boylu (15), Erdal Buğan (17), Zeynep Çağdavul (19), Hacer Hacıoğlu (20), Suna Çidemal (21), Fatma Parlak (22), Faruk Aydın (27), Cemil Özvarış (39), Gıyasettin Çalışçı (41), Hasan Çağdavul (43), Süleyman Taş (47), Nurettin Orun (80), Tütiye Talan (66) isabet eden kurşunlarla yaşamını yitirmişti.
Yargı sürecin de zanlılar aklandı
Olaylardan sonra dönemin SHP Kars Milletvekili Mahmut Alınak ve arkadaşları rapor hazırladı. Dönemin Meclis Başkanı Hüsamettin Cindoruk raporu Adalet Bakanlığı'na gönderdi. Bakanlık da Kars Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderince yargı süreci başladı. Ancak yıllar süren yargı sürecinde de istenen sonuç alınmadı. Digor Cumhuriyet Savcılığı'nın olay hakkında başlattığı hazırlık soruşturması, tam 3 yıl sürdü. 3 yıl sonra dosya bu kez Kars Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi. Savcılık soruşturmasını tamamlayarak, Kars Emniyet Müdürlüğü'nde görevli özel harekat polisleri Tuncay Yasa, İsmail Yıldız, Mustafa Demir, Yunus Alper, Sezai Özyurt, Atilla Yıldız, Suat Kaymak, Sıraç Birol hakkında 'Kasten adam öldürmek' ve 'Kasten adam öldürmeye teşebbüs' suçlarından dava açtı. Sanık polisler savunmalarında, kitle içinden roketatar atıldığını, önce kitle içinden ateş edildiğini iddia etti. Ama katliam sonrası ortada özel harekatçıların kullandığı silahlara ait boş kovanların dışında ne roketatar bulundu ne de silah. 40'ın üzerinde duruşma görüldü. 24 Şubat 2006 tarihinde çıkan kararda sanık polisler aklandı. Polisler hakkında olaylarda 'meşru müdafaa' yaptıkları gerekçe gösterilerek, beraat kararı verildi. Beraat kararı kamuoyunda büyük yankı uyandırdı, ancak tutuksuz yargılandıkları dönem hiçbir duruşmaya katılmayan sanık polisler başka illerde görev yapmaya devam etti.
Dava AİHM'e taşındı
Avukat Tahir Elçi, 2004 yılında yaşamını yitiren 7 kişinin ailesi adına 'Yaşam hakkının ihlali', 'Etkin soruşturma yürütülmemesi' ve 'Uzun yargılama' gerekçeleriyle davayı AİHM'e taşıdı. Ve polisleri aklayan Türkiye AİHM'de, kendini kurtaramadı. Bunu anlayan hükümet dostane çözüm önerdi. Türkiye olayda polislerin orantısız güç kullandığını kabul etti. AİHM 2. Dairesi aracılığıyla hükümet ve ailelerin avukatı Tahir Elçi arasında yapılan görüşmeler sonucunda, ölen 7 kişinin ailelerine toplam 350 bin Euro tazminat ödenmesine karar verildi. Diğer davalar ise halen AHİM'de sürüyor.
14 yıl önce olayı 'Yürüyüş yapmak isteyen teröristlere ateş açıldı' şeklinde duyuran gazete ve TV'ler, AHİM kararından sonra ağız değiştirdi. Bazı gazetelerin köşelerinde olayın katliam olduğu yazıldı. Hatta olaylar sırasında kullanılan M-16 silahların zehirli bir madde taşıdığı ve yaralananların yıllar sonra yaşamını yitirdiği de iddia edildi.
'Olay katliamdı'
Digor olaylarından mağdur olanların 3 yıldır avukatlığını yapan Kars Barosu'na bağlı Av. Kahraman Özçağan, silahsız insanların üzerine ateş açılmasını 'katliam' olarak nitelendirerek, dava sürecine ilişkin şunları anlattı: 'Davaya katıldığımızda duruşma tutanaklarını inceledik, 2-3 ayda bir duruşma yapılmış. Aslında ağır ceza mahkemelerinin iş yükü fazladır, ancak Kars Ağır Ceza Mahkemesi'nde 3 ayda bir 4 ayda bir görülen duruşma yoktur. Öylesine yürütülen bir yargılama. Bizim katılmamız ile duruşmalar daha kısa aralıklarla yapılmaya başlandı. Bizim duruşmaya katıldığımız tarihe kadar sadece ölü yakınlarının ifadeleri alınmıştı, dosyada özel timlerin olayı işlediğine yönelik araştırılması gerektiğine dair hiçbir delil toplanmamış.' Davayı aldığında olay yerinde keşif yapılmadığını gördüklerini aktaran Av. Özçağan, keşif talebinde bulunduklarını ancak mahkemenin, 'olayın üzerinden uzun zaman geçtiği' gerekçesi ile bu talebi reddettiğini belirtti. Türkiye'deki yargılamanın bir sonuca varmayacağı kanaatine ulaştıktan sonra davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşıdıklarını ifade eden Av. Özçağan, 'İki başvuru oldu, bizden önce Av. Ayhan Erkmen ve Av. Tahir Elçi, 7 ölen yakını ve 8 yaralı adına başvurmuşlardı. Biz başvuruyu daha sonra yaptık. Diğer avukatların başvurusu hükümetin dostane çözümü ile sonuçlandı. Hükümet bir tazminat ödeyerek bu davada mahkum olmaktan kurtuldu, ancak benim başvurum ile ilgili yargılama AİHM'de devam ediyor' diye belirtti.
'Sayın Devlet kardeşimi öldürdün!'
Katliam esnasında çocuğu kadın onlarca kişi yaşamını yitirmişti. Yaralıları ise hastanede başka bir işkence bekliyordu. Hastanede insanlık dışı bir muameleye maruz kalan yaralıların çığlıklarını duyan yoktu. Yaralıların bir kısmı ise korktukları için hastaneye gitmedi, köyde kendi imkanları ile tedavi olmaya çalıştı. Bazı köylüler ise aldıkları kurşun yaraları nedeniyle yıllar sonra yaşamını yitirdi. Olaylarda vücuduna isabet eden kurşunla yaralanan Zikri Dalga 5 yıl sonra yaşamını yitirdi. Zikri Dalga'nın kardeşi Abdulmecit Dalga, Digor'dan kardeşini tedavi için Erzurum'a götürdüğünü söyledi. Omzundan aldığı mermi ile yaralanan kardeşiyle doktorların ilgilenmediğini ifade eden Dalga, 'Erzurum'da bir doktor kardeşime baktı. Aynen şunu söyledi, 'Bu adam bir hafta içinde ölür, eğer kurtulursa 5 yıl içinde ölür. Doktorun dediği gibi oldu kardeşim olaydan 5 yıl sonra öldü' dedi. Kardeşinin 9 nüfusuna yıllardır kendisinin baktığını anlatan Dalga, 'Bir gün benim durumumu soran olmadı. Dava açtık, bekliyoruz. Devletin biz Kürtlere bunu yapmaya hakkı yok' diyerek tepkisini dile getirdi. Dalga, 'Sayın devlet benim kardeşimi öldürdün. 9 nüfusuna bakıyorum. Sakat kardeşimle ben tek başıma inşaatta çalışıyorum, hastane köşelerinde sürünüyorum, gelip bir gün bizi sordun mu' diyerek tepkisini ifade etti.
'Failler yargılansın olayı unutmaya hazırız ama Kürt sorunu köklü çözülmesini istiyoruz'
Varlı (Zıbini) köyünden ve olayda yaşamını yitiren Necla Geçener'in (14) abisi Turgut Geçener, Kürtler o dönem bir katliamdan geçildiğini belirterek, faillerin belli olduğunu, bu faillerin yargılanmadığı sürece davalarından vazgeçmeyeceklerini söyledi. Olayın failleri yargılanmasını istediklerini aktaran Geçener, 'Eğer failler yargılanıp gereken cezaları aldıklarında, olayı unutmaya hazırız. Çünkü son dönemlerde Türkiye'de Kürt sorunun çözülmesi konusunda olumlu tartışmalar olduğunu bizde bu acıların bir daha yaşanmaması için unutmaya hazırız. Ama Kürt sorunu köklü bir çözüm olmasını istiyoruz' dedi. Necla Geçener'in Annesi Güvercin Geçener ise, kızına sıkılan kurşunların zehirli kimyasal madde taşıdığını belirterek, 'Çünkü yaralıların ise bir yıl sonra yaşamını yitiriyorlardı. Bunu hastane raporlarında vardır' şeklinde konuştu.
'Kürt sorununun çözümü ancak acılarımızı dindirebilir'
O gün Kürt halkı ve Digor halkı için bir cehennem olarak hafızalarda kaldığını belirten, Yağlıca (Zixçi) Köyü'nden yaralı olan Mehmet İnce, davaları AİHM'de devam ettiğini altını çizdi. Katillerin hala serbest dolaştığını ve Kürt halkına kurşun sıkmakta devam ettiğini dile getiren İnce, 'Failler yargılanıp cezalandırılmadığı sürece biz bu olayı unutmayacağız. Ama failler yargılanıp cezalandırıldıktan sonra, biz bu olayı unutabiliriz. Ama Kürt sorunun köklü bir çözülmesi şartıyla. Acılarımız ancak böyle dindirilebilinir. Çünkü biz artık kan ve gözyaşını ve kötü şeyleri hatırlamak istemiyoruz' diye ifade etti.
'Kürt sorunun çözümünde bir katkımız olsun'
Olayın tanıklarından Koca Köyü (Nexşiwan) sakinlerinden ve olayda yaşamını yitiren Zeynep Çağdavul'un abisi Kasım Çağdavul da, yürüyüşte kendisinin de olduğunu belirterek, güvenlik güçleri rastgele halkın üzerine ateş açtığını anlattı. Davalarının hala AİHM'de devam ettiğini dile getiren Çağdavul, faillerin yargılanmasını istedi. Aslında bu katliamın unutulması zor olduğunu aktaran Çağdavul, 'Ama buna rağmen, eğer son dönemde yaşanan Kürt sorununa yönelik çözüm tartışmalarına bir katkımız olursa, unutmaya hazırız. Ama gerçekten failler yargılanıp, Kürt sorununda köklü bir çözüm olduktan sonra unutabileceğiz' dedi.
DİHA