Politik tutsaklar Abdullah Güven, Adem Tiryaki, Erdal Süsem, Tuncay Erdoğan ve Zeynel Firik’ten mektup var…
Adil Okay
Cezaevlerinde sorunlar, hak ihlalleri devam ediyor. Tekirdağ cezaevinde işkence uygulamaları… diğer cezaevlerinde keyfi iletişim cezaları… kazanılmış hakların gaspı sürüyor… Tutsaklardan Zeynel Firik, içerinin durumunu şöyle özetliyor: “Sevgili Adil hocam, sonda söyleyeceğimi baştan belirtmiş olayım. Buralarda pek değişen bir şey yok. (..) Bilindiği üzere, “personel” yok diye sohbet hakkımız engelleniyor. Bu arada burada epeyce yeni gardiyanlar geldi. Ve halen bunu öne sürebiliyorlar. Mekan sorunu zaten hep gerekçe gösterseler de ziyaret yerleri, atölye, spor, çim saha alanları az sayılmaz. Yine, bloklar arasında bulunan şebeke denilen koridor boşlukları sohbetin uygulanmasında birebir yerler. Ama uygulanmıyor!!! Yine havalandırma sorunu “ağırlaştırılmış müebbetlik”ler mevzusu devem ediyor. Hasta tutsakların tedavisi tam anlamıyla yapılmamasıyla ve diyet yapması gereken insanların yemeklerinde gerekli önem gösterilmemekle birlikte bir patates kuru soğan, domates ve bazen de bir salatalık verilerek çiğ, alın size diyet denilmektedir. Ki çoğu zamanda bunları alabilmek içinde tartışmalara neden olabiliyor. Örneğin öğlen yemeği gereken yemek yada saydıklarının içinde temel olan patates yok denilip akşam verileceğini söyleniyor. Haliyle akşama kadar aç kalma anlamına geliyor… Sevgili hocam gazetelerden de okumuşsunuzdur. Ne ilginçtir ki bulunduğumuz hapishanelerde karşıtlarımızın kırmızıya ve diğer renklere karşı alerjik oldukları için renkli kalemler verilmiyor. Bu zihniyetin çılgınlığı Ginnes rekorlar kitabına gireceğinden hiç şüphem yok. Yasaklarla beslenen bir zihniyet acaba bilincimizde olanları da yasaklama becerisini gösterebilecek mi elbette ki kocaman bir HAYIR! ”
Evet dışarıda gündem yoğun ama daha iyi bir dünyada, özgür ve eşit yaşama şiarıyla yola çıkıp tutsak düşen insanlarımız unutmamak babında gelen mektupları ve kartpostalları paylaşmaya devam ediyorum…
Not: Her zamanki gibi tutsak adreslerini de veriyorum… belki yazışmak isteyen olabilir diye.
Abdullah Güven M Tipi Kapalı C.evi B/ 6 BİNGÖL
Sevgili Öykü Can,
Çok uzun zaman oldu sana yazmayalı. Umarım çocuk yüreğin beni bağışlar. Çocuklar ne zaman insanları bağışlamamış ki? Hep bağışlayıcı barışçı ve temiz yüreklidirler. Sende ki yürek bağışlayıcı olduğunu biliyorum. Evet bu arada havalar çok sıcak ve boğuluyoruz. Bu ya sıcaklığından kocaman sana bir öpücük yolluyorum. Umarım aldın. Yaz olduğu için havalandırma kapımız saat 8’de kapanıyor ve doğal olarak birkaç yıldızları görebiliyoruz. Onlara baktığımda senin gülücüklerini görüyorum. Bazen “ aa işte Öykü can” diyorum ve sende hafiften beyaza çalan bir bulutun etrafında dans ediyorsun. Ne kadar güzel dans ediyorsun! Ve senin yanında olup seninle oynamak istiyordum. Ama bırakmıyorlar. Her zaman olduğu gibi beni mutlu ve güldüren mektubunu aldım. Hep yaşamın sevinçli olsun. Hep iyi haberlerin olsun. Bütün kötülükler sende uzak dursun tatlı kız.
Sistem çıkmamızı istemiyor, daha da yakalıyorlar ve her tarafı doldurmuşlar. Sen bunları merak etme. Çabuk büyü bizi Toroslarda Mersinde gezdir. Beni soracağını biliyorum. Geçen seneden beri belli aralıklarla Diyarbakıra gidip geliyorum. Bir sefer ameliyat oldum. Ama şu anda iyi sayılırım. Ben Diyarbakır’ın içinden geçerken “keşke özgür olsaydım ve Öykü canı buralarda gezdirseydim” dedim. Ama sana söz veriyorum. Çıktığımda yeter ki sen iste seni götüreceğim Amed’e. Tabi değerli annen ve babanı da. Çünkü onlarda çok değerli insanlardırlar. Bu arada onlara da saygı ve sevgilerimi iletiyorum. Umarım onlarda iyidirler.! Canım arkadaşım, bu sefer kısa yazacağım “yazmadın yazdığın zamanda kısa yazıyorsun” dediğini duydum J haklısın. Bir daha ki sefere. Ama senin mektuplarını hep okuyorum ve fotoğraflarına bakıyorum. Çoktandır bana fotoğraflarını göndermişsin. Yeni çektiğin varsa gönder. Seni öpüyorum ve hem de çok… Seni Seven ABDULLAH
Adem Tiryaki: 2 No’lu F Tipi K.Cezaevi C-84 TEKİRDAğ
“ Merhaba Adil Yoldaş. Başta seni ve yoldaşın Tülin hewali saygıyla selamlarken minik-şirin yoldaşım Öyküyü tatlı yanaklarından öpüyorum. Heval tam da senden kitap istemişken 2 adet kitabının gelmesi açıkçası sürpriz oldu. Ve çok sevindim. 12 Eylül süreci ile ilgili bir çok kitap okumuştum, senin kitabından çok etkilendiğimi itiraf etmeliyim, bir de o süreci adeta tanık ve belgelerle detaylandırmışsın. Ben kitabı diğer arkadaşlarla da paylaştım onlar da benim ile aynı fikirde Filistin sürecini hep okumuştum, bir daha okuyunca çok etkilendim. Bu yönlü tarihsel belgeler çok yayınlanmıyor. Yine tiyatro eserini de çok beğendim öyle ki bu eseri daha önce zindanda tiyatro oynadıkları için, uyarlamaları için Bitlis zindanında ki kadın yoldaşlara yolladım.. Bir iki gün evvel SDP tutukluları Rıdvan Hewal ve Ulaş-Ecevit yoldaşlar tahliye oldular. Yine de sayımız 120 civarı bu kış sayımızın ortaçağı görülüyor. Yine siyasetçilerin dili 90’lı yılların uslubuna benziyor. Umarım ve dilerim acılardan ders alınmıştır. Bir insanımızın kaybetme lüksümüz yok. Yoldaş bu sefer kart yazdım. Öykü her fotoğrafta biraz daha büyüyor, bende 4 tane değişik fotoğrafı var. Şimdiden bayramınızı kutluyor. Sevgilerimi sunuyorum…” Adem
Erdal Süsem f tipi kapalı cezaevi B1−38 edirne
Sevgili Adil Okay, Hareketli bir seçim sürecini geride bıraktık. Blok adayları stratejik bir çalışma disipliniyle iyi oy alıp epeyce mebus çıkardılar. Emeği geçen bütün arkadaşları kutluyorum . “Haykırış” ve “Tekel işçisi Bir uyanışı” adlı yeni çıkan kitaplarını aldım. Teşekkür. Diğer kitaplarını da okumak isterim. Röportaj sorunlarını göndereli epey olmuştu. Mahpus hali, yazılan her mektup yerine ulaşmıyor. Bu sefer taahhütlü gönderiyorum. Kaybolmaz! Sevgili dostum, sorularda yanıt vermek istemediklerini çıkartabilirsin. Tasarrufu sana aittir. Yanıtlarını sorularla birlikte bir nüshasını bana, bir nüshasını da eylültutsakdergisi@hotmail.com mail adresine gönderirsen memnun olurum. “Haykırış” kitabında, hapishanede yaşamını yitiren ilk kadın devrimci Hatice Alankuş’a değinmişsin. Yaşamına ve mücadelesine yönelik elinde bilgiler bulunuyorsa, bizimle paylaşır mısın? Ya da Hatice Alankuş’un mücadelesini anlatan bir makale kaleme alıp gönderebilirsen de, gayet iyi olur. Eylül’ün “güneşe uğurladıklarımız” köşesinde hapishanede yaşamını yitiren devrimcilerin üretimlerine ve onların yaşamlarını mücadelelerini anlatan makalelere yer veriyoruz. Geçmişte Fransa’da yayınladığınız “Fransa postası” dergisinden elinden halen sayıları (fazla) bulunuyorsa, okumak ve yararlanmak isteriz. Bu nitelikli farklı yayınlarda olabilir. Senin ve diğer dostlarımızın makalelerini Eylül saygılarında görmekten kıvanç duyarız. Sevgili Adil; Eylül dergimiz tabir uygunsa kendi yağında kavruluyor. Kurumsal/finansal bir destek almadan ve reklam gelirine yeltenmeden dergiyi yaşatmaya çalışıyoruz. Dergiyi elden dağıtıyoruz ve dağıtımcılarımızda; mahpuslara duyarlı gönüllü arkadaşlardır. Duyarlılığın ve ilgin için teşekkürle… Öykü’yü doyasıya öpüyoruz.
DOSTLUK VE MUTLULUKLA Sevgilerimle Erdal SÜSEM
Tuncay GÜNDOĞAN E Tipi Kapalı C:evi B-10 MARDİN 24/08/2011
Merhabalar saygıdeğer Okay Ailesi ve sevgili Öykücüğüm
Çoraklaşmış feyizli topraklarda bir bayramı daha hüzünle karşılıyoruz. Ne acıdır ki barışı simgeleyen iki bayramda sevgi dilinin yerini kin, acı ve nefret dili kullanılıyor. Ortadoğu’nun göz bebeği ve örnek ülkesi olan ülkemizde kendi halkıyla barışamayan, halkını ötekileştiren siyasi iktidarla yönetilmenin acısını yaşıyoruz. Bu acılara rağmen büyük inanç ve umutla halkların birliğine hakikat aşkıyla bağlanıp mücadele eden güncel dervişler tekrardan bu feyizli topraklara Demokrasi Eşitlik ve onurlu özgür bir barışın tohumlarını ekeceklerini olan inancımla, sizlerin ve tüm sevdiklerinizin, Ramazan ve 1 Eylül Dünya barış bayramlarınızı sevgi dolu içtenliklerimle kutluyorum.
Selamlar ve saygılar TUNCAY GÜNDOĞAN
Zeynel FİRİK F Tipi Hapishanesi A6/ 16 EDİRNE
Sevgili Adil Hocam Merhaba; Kartını alam sevincini, gecikmeli de olsa paylaşmak isterim. Duyarlılığınız için teşekkür ediyorum. Heybemi sırtlayıp sizlere doğru gelirken, sana Tülin ablama sevgiler selamlar gönderirken, sevgili Öykü canımızda kucaklayıp öpüyorum. İyi olmanız temennisiyle bizlerde iyiyiz. Yüreğinizin sıcaklığını duyumsamadıkça bildikçe daha da iyi olduğumuzu belirtmek isterim. Bu arada iyi dileklerim İlya’da için geçerlidir.
Sevgili adil hocam, sonda söyleyeceğimi baştan belirtmiş olayım. Buralarda pek değişen bir şey yok. Başında da takip ettiğiniz gibi tecrit zihniyeti sadece mekansal farklılık dışında aynı zihniyete hizmet ettiğini ve uygulayanların bu anlayışın ödüllendirilmeleri için, daha çok ömürlerine bekçilik misyonu yüklüyorlar. Bilindiği üzere, “personel” yok diye sohbet hakkımız engelleniyor. Bu arada burada epeyce yeni gardiyanlar geldi. Ve halen bunu öne sürebiliyorlar. Mekan sorunu zaten hep gerekçe gösterseler de ziyaret yerleri, atölye, spor, çim saha alanları az sayılmaz. Yine, bloklar arasında bulunan şebeke denilen koridor boşlukları sohbetin uygulanmasında birebir yerler. Ama uygulanmıyor!!! Yine havalandırma sorunu “ağırlaştırılmış müebbetlik”ler mevzusu devem ediyor. En insani talep olan hava’nın yasaklanması, ancak bizim gibi ülke egemenlerinin icraatları olsa gerek.
Hasta tutsakların tedavisi tam anlamıyla yapılmamasıyla ve diyet yapması gereken insanların yemeklerinde gerekli önem gösterilmemekle birlikte bir patates kuru soğan, domates ve bazen de bir salatalık verilerek çiğ, alın size diyet denilmektedir. Ki çoğu zamanda bunları alabilmek içinde tartışmalara neden olabiliyor. Örneğin öğlen yemeği gereken yemek yada saydıklarının içinde temel olan patates yok denilip akşam verileceğini söyleniyor. Haliyle akşama kadar aç kalma anlamına geliyor. Buranın bu ilginç uygulamalarına dair defalarca konuşulmasına rağmen değişen bir şey yok. Sonuç olarak insani olan her şeye kendilerini kapatıp, zıt olanı uygulamaktır amaçları.
Sizlere bu satırları yazarken, bayram tatilindeyiz. Dış dünyayla tamamıyla kopuk bir zaman ellimi. Bu vesileyle, bayram tatilinizin coşkuyla geçmesini içtenlikle diliyoruz.
Yemek için ara vermiştim. Yeniden merhaba ediyor ve kulağımdaki çızıltıdan dolayı radyoyu takıp bastırarak kaldığım yerden devam edeyim. “Barış” çağrılarını maalesef karşılığı çatışmalar, dağlara bombalar yağdırılarak insanların tutuklanması, ölmesi sistemin gerçek yüzünü gösterirken, aynı zamanda kalemini egemen anlayışa kiralanmış yanar döner “aydın”lar ve kendilerine bağımsız haber anlayışı güden “ gazeteci” lerin yaydıkları milliyetçi- şoven argumanları bol keseden yayarak hakların bilincinde dumura oynama işlevlerini yerine getiriliyorlar.
Barbarlığın Ortadoğu halklarına kan gözyaşı vermek dışında bir şey yokken yerli işbirlikçilerle ölümü halklara dayatanlar, Kaddafi, mübarekler,……vb. gerekçe gösterilerek pazarlıklarını meşru göstermeye çalışıyor biliyoruz ki köhnemiş olan, halkların öz iradesiyle tarihin çöplüğüne yollayacaktır zülmün sahiplerini… sevgili hocam kısaca belirteyim bu konu başlıkları yaşamın bir parçası olduğu için uzun tutma gibi niyetimin olmadığını vurgulamış olayım.
Sevgili hocam gazetelerden de okumuşsunuzdur. Ne ilginçtir ki bulunduğumuz hapishanelerde karşıtlarımızın kırmızıya ve diğer renklere karşı alerjik oldukları için renkli kalemler verilmiyor. Bu zihniyetin çılgınlığı Ginnes rekorlar kitabına gireceğinden hiç şüphem yok. Yasaklarla beslenen bir zihniyet acaba bilincimizde olanları da yasaklama becerisini gösterebilecek mi elbette ki kocaman bir HAYIR!
Sevgili Öykü can ne yapıyor? Umarım her yönüyle neşesi yerindedir. Tülin ablaya da sevgi ve saygılarımı iletiyorum. Onun da aynı çoşkuyu yaşamasını içtenlikle iletiyorum. Gerçi son dönemlerde yaşanan kadın cinayetleri katliamları üzüntümü/ zü de paylaşmak isterim. Bu vahşetin son bulması kadının yaşam içerisinde söz sahibi olmak onların mücadelesinde geçecektir. Son dönemlerde Kadın örgütlenmeleri azımsanmayacak bir şekilde ilerlediği. Güzel ve olumlu bir gelişme. Bunu sınıfsal öze evrilmesi daha kalıcı çözümler getirecektir.
Sevgili Adil hocam müsadeni isteyerek sohbetimin sonuna geleyim. Tekrardan tüm güzelliklerin sizlerle olmasını dilerken, sevgi selamlarımı/zı özelde sana-sizlere de genel anlamda tüm dost yüreklere gönderiyor. Kendinize çok iyi bakın diyor.
Özgür yarınlarda buluşmak umuduyla…
Sevgilerimle ZEYNEL
Eski tutsak mektuplarını www.adilokay.com sitesinden okuyabilirsiniz.