“Milliyetçi Vicdani
Red” Mümkün mü?
Halil Savda
Yazının başlığını okurken şaşırdığınızı, ‘milliyetçi nasıl
vicdani redçi olur?’ dediğinizi duyar gibiyim. Türkiye’de vicdani red geleneği,
var olduğundan beri Kürt, sol, anarşist, anti militarist, yehova şahidi ve bir
uçta da İslami gelenekten olagelmiştir. Türkiye’de kendisini “milliyetçi
vicdani redçi” olarak tanımlayan bir genç var, ismi Muhammed Serdar Delice ve
vicdani redçi olduğu için şu an askeri cezaevinde…
Muhammed Serdar
Delice Kimdir?
Muhammed Serdar Delice 1983 doğumlu, evli ve iki çocuğu var.
Serdar hayat arkadaşı Dilek ile bir tiyatro sahnesinde tanıştığında 17
yaşındaydı, Dilek ise 15 yaşına yeni giriyordu. O günden sonra hiç
ayrılmadılar.
Serdar ve Dilek muhafazakar milliyetçi bir çevrede büyümüşler
ve bu fikirleri benimsemişlerdi. Dilek şunları söylüyor: “İkimiz de Osmanlı âşığıyız. Kızımızın adı Hümahan’dır; Fatih Sultan
Mehmet’in annesi. Oğlumuz da yine Fatih’ten dolayı Mehmethan. (…) Ben de, eşim
de Türküz ama ırkçı değiliz. Evet, milliyetçiyiz, vatanımızı seviyoruz ama
Osmanlı hoşgörüsüyle herkesin bir ülkede yaşamasını isteriz.”
Muhammed 2009 yılında askere gitti. Giderken “en büyük asker bizim asker"
sloganlarıyla uğurlandı. 5 ay askerlik yaptıktan sonra bir daha gitmemeye karar
verdi. Mart 2010 tarihinde İnsan Hakları Derneğinde vicdani reddini
açıkladığında 5 aylık askerdi ve “5 aylık
askerlik süresi, neyin ne olduğunu görmeme vesile olmuştur” diyordu. 27
Kasım 2011 tarihinde kimlik kontrolü sırasında İstanbul’da gözaltına alındı ve
tutuklandı.
Milliyetçiliğin
Tanımı mı Değişiyor?
Peki, kendini vatan aşığı olarak tanımlayan Serdar bu beş
aylık sürede neyi görmeye başlamıştı ve milliyetçilik ile vicdani reddi nasıl
bir arada ifade ediyordu? Bu sorunun yanıtlanması önemlidir.
5 aylık askerlik dönüşü sonrasında hayat arkadaşı Dilek
Delice, Serdar’ı şöyle anlatıyordu: “Serdar,
hiçbir şeyin bize öğretildiği gibi olmadığını anlatıyordu. O kahramanlık
öyküleri, peygamber ocağı (Türkiye’de askerlik için peygamber ocağı
diyorlar) kavramı, her şey… ‘İnsan olarak
değerimiz yok burada’ diyordu. Başına bir şey geldiğinden değil, diğer erlere
yapılan muamelelere de bakarak sistemi eleştiriyordu. ‘Çöp topladığımda,
tuvalet temizlediğimde vatana ne katkım olabilir? Aynı sürede çalışır, vergimi
öder, devlete katkımı sağlarım’ diyordu. “
Serdar vicdani reddini açıkladığında ise şunları söylemişti: “Kendimize hayali düşmanlar
yarattık. Kürt kardeşlerimizi hedef aldık. Yıllarca bir takım yalanlarla
kandırdık gençliğimizi... Şu anda ise artık maskeler düşmüştür.” Evet,
Serdar için militarizmin maskesinin düşmesini sağlayan, devletin komşuları için
düşman, Kürtler için “terörist” yalanını
anlamasıdır. O günden sonra artık ne komşularına karşı, ne de kardeşleri olan
Kürtlere karşı silah almak istemeyecektir.
Serdar, “Vatan uğruna
ölecek nesillere değil vatana hizmet eden zeki nesillere ihtiyaç olduğunu”
vurguluyordu. Serdar’ın bir milliyetçi olarak vicdani redçi olmasındaki neden
insan haklarına ve özgürlüklere sık sık atıfta bulunmasıdır.
Milliyetçilik ilki, kendisini mensubu saydığı bir ulusun,
eğer bir devleti yoksa devletine kavuşmasını, devleti varsa bu devletin
kayıtsız şartsız bekasını hedeflemesidir. İkincisi ise, mensubu olunan ulusu yüceltmesi,
kendisine bir üstünlük atfetmesidir. Dolayısıyla milliyetçilik, öncelikle
kendisine düşmanlar bulmak zorunda, sonra da bu düşmanlarla yahut bütün
ötekilerle "farklarının" altını çizmek durumundadır. Türkiye’deki milliyetçilik
ırkçılık, kahramanlık, erkeklik ve şehitlik imgeleriyle pekiştirilen “ordu”ya
hizmet vermeyi kayıtsız, şartsız hatta severek ve isteyerek kabul etmekten
geçmektedir. İlk defa askere gitmeyi,
vatan sevgisi ile birleştirmeyen bir milliyetçi vicdani redçinin çıkması en
azından devletin resmi ideolojisinde eşlenen
“vatan sevgisi-askerlik hizmeti” bağının halk nezdinde eski
inandırıcılığını ne kadar yitirmiş olduğunu gösteren bir ölçüt sayılabilir.
Türkiye’de milliyetçi tanımı ve anlayışı gerçekten değişim
mi gösteriyor, yoksa askerliğin vatan borcu olamayacağını anlamış olan Serdar,
kendisi tam olarak farkında olmasa dahi özünde milliyetçi görüşten mi
uzaklaşıyor bunun yanıtını tam olarak vermek zor…
Yine de keşke bütün milliyetçiler Serdar olsa!
Halil SAVDA