Gündem

Anadolu’nun öksüz ağacı Geyik Elması

MEHMET BAYER – 15 Mayıs 2021 – HİBYA – Yayılışının çok büyük kısmı ülkemizde olan, Türkiye dışında Yunanistan, Bulgaristan, Suriye ve Lübnan’da da doğal olarak bulunan Geyik Elması (Malus trilobata=Eriolobus trilobatus), geçmiş yıllarda özellikle tarım alanlarındaki bireylerinin çok zarar görmesi ve meyvelerinden istifade edildiği için genellikle bir tekinin bırakılması dolayısıyla ”Anadolu’nun öksüz ağacı” olarak anılıyor. 

Bursa Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Yılmaz, HİBYA’ya yaptığı açıklamada, genellikle 5-10 metre boylarında küçük bir ağaç olan Geyik Elması’nın uygun şartları bulduğunda 12, hatta 18 metreye kadar boylanabildiğini söyledi.

Türün, Türkiye’de özellikle Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde 250-1500 metre arasındaki yükseltilerde doğal olarak bulunan nadir bir orman ağacı olduğuna işaret eden Yılmaz, ağacın genellikle ormanlarda ve tarım alanlarında serpili olarak yer aldığını, bazı noktalarda ise küçük gruplar halinde görülebildiğini dile getirdi.

Yılmaz, az tanınan bir ağaç olan Geyik Elması hakkında daha ayrıntılı çalışmalar yapılması gerektiğini belirterek, ”Tür üzerinde en büyük tehdit özellikle tarım alanları içinde ve kenarında bulunan bireylerin korumasız olmasıdır. Özel mülkiyete ait tarlalarda kesilmiş Geyik Elması dip kütüklerine birçok yerde rastlanmaktadır. Bunun yanında yayılış gösterdiği tarlalarda yöre halkı türün meyvelerinden istifade için genellikle bir tekini bırakabilmektedir.” dedi.

w

Çiçekleri ve sonbaharda yapraklarının görünümü ile son derece dekoratif süs bitkisi niteliğindeki bu orman ağacının, fidanlarının üretilerek kent ormancılığında, mezarlıkların bitkilendirilmesinde ve diğer kırsal ağaçlandırmalarda değerlendirilebileceğini ifade eden Yılmaz, ”Bu türün tespit edilen en boylu ve çaplılarından olan ve aynı zamanda halen sağlıklı olan bazı bireyleri anıt ağaç olarak kayıt altına alınmalıdır. Geyik Elması gen kaynaklarının korunması ve popülasyonun eski durumuna getirilmesi için kapsamlı bir koruma programına ihtiyaç bulunmaktadır. Meyve üretimi için uygun genotipleri belirlemeye yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Tespit edilen genotiplerle meyve üretimi ve ex-situ korumaya dönük olarak uygun yerlerde aşılı ve aşısız bahçeler kurulmalıdır.” diye konuştu.

Yılmaz, Geyik Elması’nın Ege, Marmara ve Batı Akdeniz’de ”Geyik Elması”, ”Kıy Elması”, ”Gicik Elma”, Doğu Akdeniz’de ise ”At Elması”, ”Geyicek” veya ”Geyik Elması” adıyla bilindiğini aktardı.

Geyik Elması’nın 2–3 santimetre çaptaki meyvelerinin kekremsi bir tada sahip olduğunu, meyvelerin önceleri elma yeşili, sonbaharda olgunlaştığında ise sarımtırak, esmer renk aldığını anlatan Yılmaz, şöyle konuştu:

”Yerel halk tarafından geyik elmasının meyve ve yaprakları sağlık ve genel kullanım amaçlı çeşitli işlemler yapılarak değerlendirilmektedir. Meyveleri sofralık, sirke, turşu, pekmez, çay ve hoşaf (kak) olarak kullanılmaktadır. Halk arasında meyve ve yaprakları şeker hastalığı, nefes darlığı, kolesterol ve tansiyonu düşürme amaçlı olarak tüketilmektedir. Geyik elması fidanları üzerine elma çeşitleri aşılanabilmektedir. Türün genel olarak orman içinde serpili olarak bulunması, başta kuşlar olmak üzere yaban hayvanları tarafından taşındığını göstermektedir.”

Prof. Dr. Yılmaz, türle ilgili şunları kaydetti:

”Yurt dışına götürülen tohumlardan Geyik Elması fidanları üretilerek süs bitkisi olarak yüksek fiyatlara satılmaktadır. Günümüzde Türkiye’de birçok orman fidanlığında (Kahramanmaraş, Mersin, Denizli, Balıkesir) fidanları üretilmeye başlanmıştır. Türün Ege ve Güney Marmara’daki yayılışı ile ilgili Bursa Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi, Orman Mühendisliği Bölümü akademisyenleri tarafından çalışmalar yürütülmüştür. Geyik Elması’nın doku kültürü yoluyla üretilmesi amacıyla Bursa Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Salih Parlak tarafından çalışma başlatılmıştır. Aşılı bahçe çalışmalarında kullanmak üzere doğada bulunan bol verimli ve iri meyveli bireylerin tespit edilmesine ihtiyaç var. Türün selekte edilmesi, kültüre alınması ve çeşit geliştirilmesi konuları ile ilgili bilgi açığı bulunmakta olup, bu konulardaki çalışmalar ve projeler desteklenmelidir.”

Çanakkale’nin Ezine ilçesine bağlı Köseler köyü muhtarı Mesut Çakmakçı ise yörelerinde yaygın olan ağacın ”tinton” ismiyle anıldığını, bazı orman işletme müdürlüklerinde fidan üretiminin yapıldığını, bu gelişmelerin umut verici olduğunu ifade ederek, hedefinin köylerinde ”kapama bahçe” şeklinde yetiştiricilik ve üretim yapmak olduğunu kaydetti.

Hibya Haber Ajansı

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı