Gündem

Gökçen’den OECD’nin son araştırması hakkında açıklama

Gökçen, “Pandemi, dünyada halkın yarattığı zenginliğin nasıl paylaşılacağını tekrar tartışmaya açtı. Varlıklı olanların daha da zenginleştiği, desteğe ihtiyacı olanların yalnız bırakıldığı bir sistemde toplumun tamamının korunamadığını ve bu düzenin sürdürülebilir olmadığını bir kez daha gördük. Türkiye’de ise her alanda yaşanan sorunların daha ağır boyutlarıyla karşılaşanlar yine gençler oldu.” dedi.

Gökçe Gökçen, “İlk haftalarda herkesin hazırlıksız olduğu sürecin ardından diğer tüm devletler kriz planı yaparken Türkiye’de hükümet, vatandaşlarını korumak yerine vaka sayılarıyla oynamakla meşgul oldu. 20 yaş altı gençlere ve çocuklara uygulanan uzun süreli ve ne bilimsel ne de hukuki olan sokağa çıkma yasağının yanında tedbirlerin dahi gevşetildiği dönemlerde üniversiteler de uzun süre tamamen kapalı kaldı. Bu durum, gençlerin sosyalleşmeye ve ekonomik desteğe en çok ihtiyaç duydukları dönemde eve kapanarak psikolojik açıdan da zorlanmalarına yol açtı. Ailesinden ekonomik bağımsızlığını elde edemeyen ve ihtiyaç duymasına rağmen sosyal destekten mahrum bırakılan gençler, ya kendilerini ailelerine borçlu hissetti, ya da yaşam tarzlarına ve kimliklerine baskı uygulanan çevrede hapis kaldı.” ifadelerini kullandı.

Gökçen, “Bu dönemde bu sorunu yaşayan yüzlerce gençle bir araya geldik. Bir gencin bana anlattığı şu cümleleri yaşıtları da onayladı: ‘Devlet herhangi bir planlama yapmazken herkes bizim son derece disiplinli ve planlı olmamızı, hiçbir olumsuzluktan etkilenmememizi, bir robot gibi çalışmamızı ve duygularımızı bastırmamızı bekledi. Bizim endişelerimiz, hayat kaygılarımız, geleceğimizi tasarlayabilmek için kendimizi tanıma ihtiyacımız yokmuş gibi davranıldı.’ Tam da bu sözler, bir kesimin beş maaş alabildiği bir düzende milyonlarca gencin ne kadar yalnız bırakıldığının kanıtıydı.” dedi.

Gökçen, “Bütün fırsatların kimlere sağlandığını gören gençler, buna rağmen zor bir dönemden geçildiği için bazı sorunları içine attıklarını ve derin yoksulluğu yaşayanların sorunlarının öncelikli olduğunu söyledi bizlere. Oysa iş yerinde yalnızlaştırılan, öğrencilik hayatını yaşayamayan, geleceğini göremeyen gençlerin fiziksel sağlığı olduğu kadar ruh sağlığı da önemli. OECD’nin araştırmasına göre Türkiye’de gençlerin yüzde 30’u bu dönemde ruh ve akıl sağlığını kaybettiğini ifade ediyor. Üstelik genç kadınlar, genç erkeklere göre bu sorunu da diğer sorunlarda olduğu gibi çok daha yoğun yaşıyor. Ücretsiz psikolojik destek, karşılıksız burs, yoksullukla mücadele için aile destekleri sigortası ve genç kadınların güvencesi olan İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması ne lüks, ne de fazla bir talep. 18 yaşını geçmiş kişilerin hayata özgür ve kendi kararlarını verebilen bireyler olarak yetişebilmeleri tüm toplumun faydasına olacak. Gençlerin bu ülkede hayal kurabilmelerini istiyorsak burs, yurt, sosyal devlet, erişilebilir sağlık hizmeti, iyi eğitim ve özgürlükten başka çaremiz yok.” ifadelerini kullandı.

Hibya Haber Ajansı

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı