Gündem

Kamudaki engelli istihdamı mutlak suretle arttırılmalı

Engelli olmak, insanın doğuştan yahut sonradan edindiği bir durum olduğu kadar zihniyetleri de değiştiren ve insanların toplumsal bilincinde yer vermesi gereken bir olgudur. Her bireyin bir engelli adayı oluşundan, bir gün engelli olabilirim düşüncesiyle hareket etmesinin ötesine geçmesi ve insanların yaşamsal farklılıklarının acınması gereken bir şey olmadığını idrak etmesi gerekmektedir. Engelliler için engelin tüm zorlukları, ortak yaşam değerleri, akıl ve en önemlisi de insani hasletlerle aşılacaktır. İnsan öncelikle toplumda acınası kimseler olarak gördüğü veya öyle davrandığı engelli bireylere olan yaklaşımını ve zihniyetini değiştirmelidir.

Ülkemizin insanları engellilere yaklaşımını değiştirmeden Türkiye’de hiçbir engel aşılamayacaktır. Bugün engellilerin yaşadığı istihdam ve eğitim başta olmak üzere birçok sıkıntı toplum tarafından sahip olunan bakış açısının tezahürüdür. Engelli bireylerin kendi alanlarında yaptıkları işlerle toplum olarak gurur duyar ve onları takdir ederken, devlet hizmetinde yeterince imkân vermemek aklın sınırları çerçevesinde izah edilecek bir durum değildir. Gerek anayasamızda gerekse uluslararası antlaşmalarda herkesin eşit olduğunun vurgulanmasıyla birlikte engellilere pozitif ayrımcılığın yapılması beyan edilmiştir. Kişilerin engel durumunun onlara yaşattığı sıkıntının yanı sıra bir de üstüne geçim derdi toplumsal bütünlüğe vurulan en büyük baltalardan biridir. Kişilerin engel durumuna çare bulunmak isteniyorsa önce refah seviyesinin engel durumuna çare bulunmalı, başarılarıyla övündüğümüz insanlara hakkının da bir tamam teslim edilmesi lazım gelmektedir. Engeli bulunan bireylerin hem e-kpss hazırlık süreçlerinde hem de e-kpss’de kendilerinden emin ve geleceğe dair umut taşıyan kimseler olmaları için kendilerine vaat edilenlerin icraatla buluşması kamudaki engelli istihdamının mutlak suretle arttırılması beklenmektedir.

Devlet umut olandır. Devlet kişilerin beklentilerini umutla buluşturandır. Devlet engelleri aşa aşa her haliyle kendine yetebilecek bireylerinden, zihniyetlerini ve yaklaşımlarını da özgürleştirmiş bir toplum inşa edendir. Dolayısıyla bizim beklentimiz hem hayatın hem yaşadığı zorluğun külfetinin üzerine bir de geçim külfetinin eklenmemesi, engelin de toplumsal hayatta hiçbir şeye engel olmamasıdır. Yapılacak atamaların eksiksiz ve insanları mağdur etmeyecek şekilde yapılmasıdır.

Yeterli istihdamın sağlanması ve iş gücünde engellilerin daha da aktif şekilde rol alması onların toplumla daha rahat kaynaşmalarını refah seviyelerini yükselterek kendilerine güvenen bireyler olmasını, toplumla etkileşim içinde olarak sözünü ettiğimiz bakış açısının değişmesini ve toplumunda engellilik kavramını layığınca içselleştirmesini sağlayacaktır. Devlette mübalağalı rakamların mevzubahis edildiği yerde engelli istihdamının maddi yahut sosyal külfet olarak görülmesi siyaseten sorun çözememenin faturasını engelliye ödetmek anlamına gelmektedir.

İNSANI YAŞAT Kİ DEVLET YAŞASIN

Tasarruf etmeye niyetli olmadığınız itibarınızı kuvvetlendirmek istiyorsanız size tasarruf etmeden itibar kazanmanın formülünü de biz vermiş olalım. İtibar, insanı yaşat ki devlet yaşasın diyerek başlanılan yerde kendi lüksünü milletin geçimine dayamakla kazanılmaz, ülkesi için kendi lüksünden vazgeçmekle kazanılır. Dezavantajlı olanı avantajlı hale getirmekle kazanılır. Engelli olmayı toplumsal bir mesele haline gelmeksizin hem maddi hem sosyal hem de insani boyutta çözmeyle kazanılır. Kişileri yetenekleri ve eğitimleri ölçüsünde ehliyet, liyakat, adalet, meşveret ve maslahat ölçülerini esas alarak refaha kavuşturacak şekilde istihdam etmeyle kazanılır.

İstihdam konusundan hariç beyan etmek istediğim bir husus daha bulunmaktadır. Engelliliğin toplumsal mesele haline gelmesinin önüne geçmek bizim elimizdedir. Öncelikli olarak çocuklarımız özelinde engelli bireylerin toplumdaki yerine ilişkin eğitimin uygulamaya konulması ve engelli bireyin, çocukluğunda akran zorbalığının ve yaşadığı diğer sıkıntıların üstesinden gelmesi için psikolojik olarak güçlendirilmesi elzemdir. Eğitim sayesinde toplum, bireylerin engel durumunu içselleştirmeli ve kişi önce zihnindeki engellerden kurtulabilmelidir. Çocuklarımızın farklılıkların ötekileşme aracı olmadığının farkına varması da aile bireylerinin bu hususa yaklaşımlarıyla doğrudan alakalıdır. İnsan sevgisinin vücut bulduğu en güzel yer çocuk kalbidir, insan sevgisi kalpte başlar ve hiçbir engel buna engel olamaz. Çocuklarımızın bilinçlendiği bir ülke bütün engelleri sırasıyla aşacak ve günü geldiğinde kişinin engeline de tıbbi olarak çare bulmak isteyecektir.

Engelsiz yarınlara zihniyetlerin ve kalplerin engellerinin aşıldığı günlere kavuşacağımız günlere doğru giderken, fiziksel ve zihinsel farklılıkların engelliye yaşattığı zorluğu en aza indirip insanımıza umut olmayı kendimize vazife addediyoruz. Siyaset başta her kurumun engelliye yaklaşımına yeni bir perspektif kazandırmanın engelleri aşacağına inanıyoruz. Hepinize teşekkür ediyor, Yüce Türk Milleti’ne saygılar arz ediyorum.

Hibya Haber Ajansı

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı