Sponsorlu Bağlantılar

Ünlü Şef Anıl Uzun ile Asırlardır Vazgeçilmeyen Atıştırmalık Simit

Ünlü Şef Anıl Uzun ile Asırlardır Vazgeçilmeyen Atıştırmalık Simit

Sabahların en önemli atıştırmalıklarından birisi olan simit, uzun yıllardan beri lezzeti ve doyurucu özellikleriyle vazgeçilmez ürünlerden birisi olmuştur. Osmanlı döneminde ilk defa ortaya çıkan simit konusunu ünlü şef Anıl Uzun ile detaylarıyla konuştuk.

Simit yapılışının bölgelere ve kentlere göre değiştiğini ifade eden Anıl Uzun, bu önemli atıştırmalığa gevrek ya da susamlı simit gibi isimlerin de verildiğini belirtiyor. Genellikle öğün arası atıştırmalık olarak kullanılan Simit’in bazı durumlarda sabah kahvaltılarında da tercih edildiğini söyleyen ünlü şef, Simit’e tadını veren şeyin yapılış aşamasında pekmez içerisinde bekletilmesi olduğunu vurguluyor. İstanbul simidi, İzmir gevreği gibi farklı türleri olan Simit’in Bursa’da da ‘Kazan Simidi’ ismiyle üretilen farklı bir türünün bulunduğunu anlatan Uzun, Bursa’daki simitte bölgede yetiştirilen incir pekmezinin kullanıldığına değiniyor.

Simidin ilk defa 1593 yılında Üsküdar Şeriye Sicilinde görüldüğünü tespit ettiğini söyleyen Anıl Uzun, o dönemde ‘Simid-i Halka’ adıyla bu belgelerde yer aldığına değiniyor. Belgede has undan yapılmış olan halka biçimli bir çeşit ekmek şeklinde geçen Simit, 2. Süleyman döneminde mutfak defterlerine geçiyor. Defterde saraya günde 30 simidin tahsis edildiği bilgisinin bulunduğunu anlatan ünlü şef, padişahların Ramazan aylarında iftar davetlerinden sonra da askerlere simit hediye ettiğine dair kayıtlar olduğunu ifade ediyor. Döneminde simide Padişahtan bir hediye olacak kadar değer verildiğini de ekleyen ünlü şef Uzun, Yunan tarihçileri tarafından simidin Hz. İsa döneminden önce bilindiği iddialarının olduğunu da belirtiyor.

Özellikle Arnavutluk – Yunanistan sınırında bulunan ‘Epir’ bölgesinde simit ustalarının yoğunlukta olduğunu vurgulayan Anıl Uzun, Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde de simitten bahsettiğini bildiriyor. Evliya Çelebi 1630 tarihli yazısında İstanbul’da 70 kadar işletmenin olduğuna değinen Uzun, Simit kelimesinin esasında Arapça ince bulgur ya da irmik anlamına gelen Samid sözcüğünden geldiğini söylüyor. Simidin ilk fast food ürünlerinden birisi olarak görülebileceğini de ekleyen ünlü şef, o dönemde kervanların konaklama alanı olan İzmit’te simidin gelen misafirlere hızlı bir yiyecek olarak sunulduğunu belirtiyor.

Simidin hazırlanışında ise maya, ılık su, pekmez, un gibi malzemelerin kullanıldığını söyleyen Anıl Uzun, mayanın ılık su ile eritilmesinden sonra kabarması için 2-3 saat beklendiğini belirtiyor. Ardından 1 su bardağı ılık su ve 2 kaşık kadar pekmezin ayrı bir kapta hazır edildiğini, unun hamur yoğurma kabına alınarak ortasına açılan havuza mayanın ve tuzun ilave edildiğini, pekmezli suyun ise azar azar eklendiğini ve kulak memesi kıvamı alınana kadar hamurun yoğrulduğunu anlatan ünlü şef Anıl Uzun, hamurdan parçalar koparılarak simit gibi yuvarlak bir şekil verilir, diyen Uzun, derin bir kapta ayrıca 1 bardak suya 1 kaşık pekmezin karıştırıldığını söylüyor. Ardından susamın geniş bir kaba yayılarak, hazırlanan hamurların önce pekmezli suya ve ardından susama batırıldığını ifade eden Anıl Uzun, pekmezin fazlasının akıtılması gerektiğini ancak hamurun çok kurumamasının önemli olduğunu belirtiyor. Bazı yörelerde hamurun kaynar suya atıldığını, dibe çöken hamurun yüzeye çıktığında sudan alındığını söyleyen şef Uzun, hafif yağlanmış fırın tepsisine aralıklı olarak dizilen simitlerin önceden ısıtılan 200 derece ayarlanmış fırında yaklaşık 30 dakika pişirilerek simidin hazırlandığını anlatıyor.

İzmir yöresinde simide gevrek adının verildiğini de söyleyen Uzun, bunun sebebinin simidin gevrek bir yapıda olmasının istenmesinden kaynaklı olabileceğini belirtiyor. Simidin son halini aldığında gevrek olmasının önemli olduğunu vurgulayan Anıl Uzun, İstanbul ile İzmir simidi arasında ise belirgin bir fark olduğunu anlatıyor.

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı